Mataş madencilik iyi yerlere gelecek!


RÖPORTAJ / AKIN ÇİLTAŞ

“Mataş madencilik iyi yerlere gelecek!”

Mataş Madencilik yeni bir şirket. 5 aydır faaliyette. Bu çiçeği burnundaki firmanın deneyimli bir kurucusu ve işletmecisi var: Akın Çiltaş. Yıllardır çeşitli eğitim kurumları ve Arçelik bayiliklerinden sonra hayatına giren taşocağı işletmeciliğinin Çiltaş Ailesi’nin ikinci kuşağına devrolabileceğini belirtiyor.

• Akın Çiltaş, Mataş madenciliğe 2 milyon dolarlık bir yatırımla başladıklarını ifade ediyor. Ancak bu sayının aslında, bu iş için çok büyük bir yatırım olmadığını da ifade ediyor. Asıl yatırımın ruhsat olduğunu söylüyor. Bölgede 30 firmanın ruhsat almak için çalıştığına dikkat çekiyor.

• “Şu anda hedefin 2 katına ulaştık. Hatta başladıktan 2 ay sonra yeni yatırım kararı aldık ve ikinci bir tesis kurduk. Şimdi üzülüyoruz, keşke daha büyük bir yer kiralasaydık diye. Biliyorsunuz, ülkede ciddi bir kriz var, durgunluk var. Ama biz buna rağmen, üçüncü tesisi kuramadığımıza hayıflanıyoruz!”

Akın Çiltaş’ı kurduğu ve işlettiği Mataş Madencilik ile ilgili sorular yöneltmek için yola düşüyoruz. Firması, Çatalca’ya bağlı Gümüşpınar Köyü çıkışında. Silivri’ye 30 km. Çerkezköy’ ise 35 km uzaklıkta. Uzaklıkları niçin mi belirtiyoruz? Mataş madenciliğe gitmek için epey yol katettiğimizi söylemek için değil. Röportajımız sırasında öğrendik ki, taş ocağının bulunduğu mevki çok önemli. Uzaklık müşteri profilini de etkiliyor. Peki nasıl? İşte bu sorunun yanıtını bu sayfada bulacaksınız.

Eğitim bizim işimiz

 Akın bey, sıcak ve samimi bir şekilde karşılıyor bizi. Mıcır ve toz tepelerini dışarıda bırakıp ofisine geçiyoruz. Uzun bir sohbetin başlangıcını şu soruyla açıyoruz. “Akın Çiltaş kimdir?” Elbette çok uzun bir yanıt gerektirse de Akın Çiltaş, son derece mütevazı bir şekilde kısaca özetliyor. “1973 Küçükçekmece doğumluyum.” İlk ve orta okulu da Küçükçekmece’de bitirmiş. Sonrasında İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Elektrik ve Elektronik bölümünün sıralarında bulmuş kendini. Ancak yetmemiş, İstanbul Üniversitesi’nin İktisat Fakültesi’ne bağlı Pazarlama bölümünde master yapmış. Daha fazla okumak isteyince, yurt dışına da çıkmış. Eğitim işiyle ilgilenen bir ailenin oğlu olarak eğitim konusunu ciddiye aldığını anlatıyor bu kısacık özet bizlere. Gerçekten de ailesinde pek çok öğretmen var. Başta babası, ablası, eniştesi, dayıları… Hatta eğitim alanında firmaları da var: Akın Sürücü Kursu, Akın Akşam Lisesi, Yıltan Çocuk Yuvası, Kılavuz Rehabilitasyon Merkezi… Hepsi farklı alanlarda eğitim veren bu işletmeleri çok önemsediklerini anlatıyor bize. Eğitim alanları dışında Arçelik bayiliğini de sürdürüyorlar. Ancak madencilik alanında da çalışmaya başlamışlar. Akın Çiltaş ve ailesini kısaca tanıdıktan sonra röportaj nedenimize geliyor sıra: Mataş Madencilik. Akın Çiltaş’ın kurduğu ve başında bulunduğu şirket, henüz 4-5 aydır faaliyette. Ancak 1 yıl süren ön çalışmaları da hesaba katmak gerekiyor.

2007 yılında çıkan tek ruhsat bizimkisi!

 Madenciliğin zor bir iş olduğunu söylüyor Akın Çiltaş. “Özellikle Marmara Bölgesi’nde daha zor!” diyor. Bu şirketi kurmak için öncelikle ruhsat alınması gerektiğini belirtiyor. Ama ruhsat almak öylesine zor ki… “3-4 yıl beklemek gerekiyor bazen.” diyor. Ağır şartları olmasını örnek olarak kendi ruhsatını gösteriyor: “2007 yılında çıkan tek ruhsat bizimkisi!” Tabii bilmeyen biri için madencilik deyince akla ilk gelen altın, gümüş gibi değerli madenler. Oysa buralarda; kum, çakıl, taş gibi hemen her yerde bulunabilecek şeyler var. O da kabul ediyor ama “değersiz maden ama inşaatın hammaddesini sağlıyoruz.” diyor. Hazır beton firmalarının yüzde 80 ihtiyacının, asfalt, ytong gibi malzemelerin bu ocaklarda karşılandığını söylüyor.

2 milyon dolarlık yatırım

 Akın Çiltaş, Mataş madenciliğe 2 milyon dolarlık bir yatırımla başladıklarını ifade ediyor. Ancak bu sayının aslında, bu iş için çok büyük bir yatırım olmadığını da ifade ediyor. Asıl yatırımın ruhsat olduğunu söylüyor. Bölgede 30 firmanın ruhsat almak için çalıştığına dikkat çekiyor. Çok sıkı kuralları olduğunu belirtiyor madenciliğin. Akın Çiltaş’ta bu konuda çok dikkatli olduğunu hatta sondaj için şart olmadığı halde Devlet Su İşler’nden (DSİ) izin alarak yaptıklarını vurguluyor.

“Madenciler hakkında yanlış kanı oluştu”

Kamuoyunda madencilerin ormanı tahrip ettiğine dair yanlış bir kanı oluştuğunun da altını çiziyor. “Burası orman alanı diye geçiyor ama gördünüz, orman yok! Çalı çırpı var. Oraya ağaç dikilebilir diye orman statüsü verilmiş. Ancak çok sıkı kurallar konuyor bakanlık tarafından ve cidden denetleniyor. Madencinin olduğu yerde elbette toz, kir olacak. Bu yüzden bizden rehabilitasyon için bedel istiyor devlet. Yani belirli kurallarla ağaç dikimini desteklememiz şart.!” Kamuoyunda hissedilen madencilik karşıtı duruşun aslında, eskiye dayandığını ifade ediyor. Eski madencilerin bu işi kötü yapmaları nedeniyle yanlış bir kanının ortaya çıktığını belirtiyor.

“3. tesisi kuramadığımıza hayıflanıyoruz!”

Mataş’ın Şu anda 1 milyon metrekarelik kullanım alanı olduğunu öğreniyoruz. “Evet yeniyiz bu alanda. Ama uzun zaman araştırmasını yaptım. Başlangıçta da hedef koymuştum. Şu anda hedefin 2 katına ulaştık. Hatta başladıktan 2 ay sonra yeni yatırım kararı aldık ve ikinci bir tesis kurduk. Şimdi üzülüyoruz, keşke daha büyük bir yer kiralasaydık diye. Biliyorsunuz, ülkede ciddi bir kriz var, durgunluk var. Ama biz buna rağmen, üçüncü tesisi kuramadığımıza hayıflanıyoruz!” diyor.

“İstanbul’u 75 taşocağı doyuramıyor!”

Peki bu işin sırrı ne? Akın Çiltaş bu soruya “75 taş ocağı var ama yetmiyor. İstanbul’u 75 firma doyuramıyor!” diyerek yanıt veriyor. 70 firmanın hepsinin de büyük olduğunu belirtiyor. kendilerinin en yenisi olmak üzere 5 yeni firma olduğunu belirtiyor. Bu işte önemli olan 2 nokta olduğunu belirtiyor: Kalite ve lokasyon. Kalite konusunda yapılacak fazla bir şey olmadığını belirtiyor. Taş ocağınızdan kaliteli mal çıkıyorsa, kalitelidir! Ancak lokasyon müşteri profilini etkiliyor. “Her taş ocağının pazarı ayrı. Elbette firmalara kendilerine yakın bölgedeki taş ocağını tercih eder.

“Rekabet etkileyici değil”

Rekabetin çok etkileyici olmadığına dikkat çekiyor. “Herkesin pazarı ayrıdır! Zaten bu sektördeki herkes birbirini takip eder, kimin ne sattığını bilir.” diyor. Kendi işlerinde ‘çöp’ olmadığını anlatıyor. “Burada her şey satılır; mıcır, taş, hatta toz bile! Tozun bile ayrı müşterisi vardır. Bazen köylüler gelir ister tozları. Veririz. Satmanın zamanı da yoktur. Kışın üretim yapılmadığında satılmaz diye bir kural da yoktur.” Madencilikte kar marjının yüksek olduğunu söylüyor. “Diyelim ben malımın tonunu 6.50 YTL’ye satıyorum. 5 lira satan da yüzde 40 kar sağlıyor. Çünkü kar marjı yüksek. 5 liraya satan adam da ağlıyor o yüzden. O fiyatta biraz indirim yapıyor. Kendince nedeni var; nakit sorunu olabilir, ortaklarıyla sorunu olabilir. Bazıları ise müteahhitlik de yaptığı için o parayı bina yapmak için kullandığından karlı geliyor.

“Sosyal hayata zaman ayırmak istiyorum”

Hedefinin 1 milyon ton üretim yapmak olduğunu belirtiyor. bunun için de alt yapı çalışmalarına önem verdiğini söylüyor. Yılda yalnızca 720 bin litre mazot tükettiklerini, personeli, elektrik düşünüldüğünde hedefe ulaşmak için önemli stratejiler geliştirdiklerini ifade ediyor: “ Bu yaz satmadık malımızı. Ekonomik olarak dayandık. İstedik ki, kışın 7-8 liraya satabilelim.” Bu işin 2. kuşak Çiltaş’ların sıkılmazsa devam edebilecekleri bir iş olduğunu vurguluyor. Mataş madencilik olarak iyi yerlere geleceklerini de. Ancak daha fazla iş istemediğini üstüne basa basa vurguluyor. “Hazır beton işine girin diyorlar. Zaten malzemesi sizde. Ama benim hedefim Mataş’ı bir yerlere getirmek. Onun dışında sosyal faaliyetlere zaman ayırmak istiyorum. Bu işlerle ilgilenirken sosyal işlerle ilgilenemedim.” diyor. Ama işleri nedeniyle asla vazgeçmediği bir faaliyeti var: Fenerbahçe’nin maçları. Yurt dışındaki maçlara bile gittiğini söylüyor. Hatta Fenerbahçe kongre üyesi olduğunu da…


m.